Salı, Nisan 1, 2025

Ana SayfaSağlıkAile Dizimi Nedir,...

Aile Dizimi Nedir, Aile Dizimi Terapisi Nasıl Uygulanır…

Aile Dizimi Nedir? Aile dizimi, 1980’li yıllarda Almanya’da Bert Hellinger tarafından geliştirilen bir terapi yöntemidir. Bu yaklaşım, aile içindeki düzenin ve ilişkilerin, bireylerin yaşamlarını ve kaderlerini nasıl etkilediğini anlamaya çalışır. Temel varsayım şudur: İnsanların duygu, düşünce ve davranışları, farkında olmadıkları ailevi kalıplardan ve geçmişteki olaylardan etkilenebilir. Aile dizimi yöntemi, ailedeki duygusal ve psikolojik sorunların kökenine inmeyi amaçlar. Bunun için beden dili, görsel canlandırmalar ve temsilci kullanımı gibi yöntemler kullanılır.

Bert Hellinger Kimdir?

Bert Hellinger, asıl adıyla Anton Hellinger, 1925 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde doğdu. Nasyonal Sosyalizm’i benimsemeyen bir ailede büyüdü. Buna rağmen 1942 yılında askerlik görevine çağrıldı ve 1945’te Belçika’da bir esir kampına gönderildi. Savaş sonrasında Katolik bir tarikata katıldı ve manevi bir içsel yolculuğa başladı. Ardından Almanya’ya döndü ve Würzburg Üniversitesi’nde felsefe, eğitim ve ilahiyat eğitimi aldı.

1950’li yılların başında misyoner olarak Güney Afrika’ya gönderildi. Burada Zulu kabilesiyle uzun yıllar yaşadı. Zulu dilini öğrendi, onların geleneksel ritüellerine katıldı ve bu deneyimler, onun dünyaya ve insana bakışını derinden etkiledi. Bu yıllarda öğretmenlik ve okul yöneticiliği de yaptı. Ayrıca Anglikan din adamlarının yürüttüğü grup dinamikleri eğitimlerine katıldı. Bu eğitimler, insan ruhuna farklı bir pencereden bakmasını sağladı. Bu dönemde bir eğitmenin sorduğu “Senin için ideallerin mi yoksa insanlar mı daha önemli?” sorusu, onun tüm hayatında bir dönüm noktası oldu. Bu sorudan sonra insanı merkeze alan bir anlayış geliştirdi.

25 yıl sonra rahipliğin artık kendi içsel gelişimi için yeterli olmadığını fark ederek tarikattan ayrıldı. Almanya’ya döndü ve Viyana’da psikanaliz eğitimi aldı. Bu sırada eşi Herta ile tanıştı. Klasik psikanalizi tamamladıktan sonra, farklı terapi yaklaşımlarına yöneldi. ABD’de Arthur Janov’un geliştirdiği “İlkel Çığlık Terapisi” üzerine eğitim aldı. Ayrıca Gestalt terapisi, transaksiyonel analiz ve grup terapileriyle ilgilendi.

Bu dönemde yaptığı çalışmalar, bazı duygu ve davranış kalıplarının nesilden nesile aktarılabileceğini gösterdi. Güney Afrika’daki Zulu kültüründen aldığı sezgisel yaklaşımlar ve çeşitli terapi teknikleriyle birleşince kendi yöntemini oluşturmaya başladı: Aile Dizimi.

Aile Diziminin Gelişimi ve Temelleri

Hellinger, aile sistemine dair ilk bilgileri Ruth McClendon ve Leslie Cadis’ten aldı. Ardından Thea Schoenfelder ile aile terapisi, Milton Erickson ile hipnoterapi, Frank Farrelly ile provokatif terapi ve Jirina Prekop ile “tutma terapisi” üzerine çalıştı. NLP (Nöro Linguistik Programlama)’den en çok etkilendiği yön ise, sorunlara değil çözümlere ve kaynaklara odaklanmaktı.

Aile diziminin sahnelenen uygulamaları, Jacob Moreno’nun psikodrama yöntemine ve Virginia Satir’in aile yapısını yeniden kurma yaklaşımına benzerlik gösterir. Psikodramada duygular ve düşünceler sahnede canlandırılarak dönüştürülür. Benzer şekilde aile diziminde de kişiler, aile bireylerini temsil eden kişiler aracılığıyla duygusal yüklerin dışavurumunu yaşarlar. Böylece birey, kendisini ve ailesini daha derin bir düzeyde anlama imkânı bulur.

Satir’in yöntemi ise, aile bireylerinin bir araya getirilip günlük yaşantılarındaki sahneleri canlandırarak ilişkilerdeki örüntüleri ortaya koymaktı. Bu sayede aile içindeki dinamikler görünür hale gelir ve sorunlu ilişkiler dönüştürülebilirdi.

Kolektif Vicdan ve Kuşaklar Arası Etkiler

Hellinger’e göre her ailenin kendine has bir yapısı ve “sevgi düzeni” vardır. Bu doğal denge bozulduğunda, sonraki kuşaklar bundan etkilenebilir. Aile sistemleri görünmeyen bir kolektif vicdan tarafından yönetilir. Ailede dışlanan, unutulan ya da görmezden gelinen biri olduğunda, bu kişi sistemden çıkarılamaz. Onun yeri bir şekilde başka bir aile üyesi tarafından “temsil” edilir.

Bu da şu anlama gelir: Bugün yaşadığımız bazı sorunlar, aslında geçmişteki aile üyelerinin yaşadığı olayların yansıması olabilir. Travmalar, acılar, hastalıklar ve çatışmalar farkında olmadan sonraki nesillere aktarılabilir. Bu durum “kuşaklar arası travma aktarımı” olarak tanımlanır. Aile dizimi, bu karmaşık yapıyı fark ederek, sistemdeki dengeyi yeniden kurmayı hedefler.

Aile diziminin en dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca yaşayan bireylerin değil, hayatını kaybetmiş aile üyelerinin de sistem üzerindeki etkilerini ele almasıdır. Seanslarda geçmişte yaşanan olayların bugünkü etkileri ortaya konur ve bu sayede bireyler üzerindeki yükler hafifler. Bu süreç, aynı zamanda geçmişteki insanlara bir tür saygı ve onurlandırma anlamı da taşır.

Toplumsal Boyutu ve Yaygınlaşması

Hellinger, aile dizimi yaklaşımını yalnızca bireysel terapiyle sınırlı tutmadı. Bu yöntemi toplumsal yapılar üzerine de uyarladı. Ona göre, toplumlar da tıpkı aileler gibi bir sistemdir ve geçmişte yaşanan adaletsizlikler ya da etik ihlaller, gelecek kuşaklar üzerinde etkili olabilir. Totaliter rejimler, siyasal baskılar veya savaşlar gibi büyük olaylar da insanlar üzerinde kuşaklar boyunca iz bırakabilir. Mağdurlar ve zalimler arasındaki bağlar, onların çocuklarında bile yankı bulabilir.

İlginç bir şekilde Hellinger, 70 yaşına kadar kimseye yöntemini öğretmedi. Ancak Alman psikiyatrist Gunthard Weber, onun seminerlerini belgeleyerek bir kitap haline getirdi. 1993’te yayımlanan Zweierlei Glück (Çifte Mutluluk) adlı bu kitap büyük ilgi gördü ve 200.000’den fazla kopya satarak Almanya’da çok satanlar listesine girdi.

Hellinger, daha sonra 30’un üzerinde kitap yazdı ya da ortak yazarlık yaptı. Avrupa, Amerika, Güney Amerika, Rusya, Çin ve Japonya’da eğitimler, seminerler ve konferanslar verdi. İkinci eşi Maria Sophie Hellinger ile birlikte “Hellinger Sciencia” adlı kurumu kurdu.

Yıllar içinde yöntemini sürekli geliştirerek beş ana aşamadan geçirdi. İlk klasik aile dizimi uygulamalarından sonra “Ruh Hareketleri” yaklaşımına yöneldi. Hayatının son döneminde bu yaklaşımı Taoist öğretilerle bütünleştirdi. 2017’den itibaren kullanılan “Orijinal Hellinger Aile Dizimi” ise büyük ölçüde eşi Sophie tarafından şekillendirildi.

Takımyıldızlarda Bilgi Alanı Gerçeği

Aileler ya da örgütler gibi insan yapımı sistemlerde, genellikle gözle görülmeyen ama hissedilen bir enerji düzeyi vardır. Bu düzeyde bir etkileşim gerçekleşir ama çoğu zaman sözle ifade edilmez. Sistemik dizilim yöntemi, işte bu görünmeyen seviyeye ulaşmamıza olanak tanır.

Modern tıp ve psikoloji hâlâ bir terapistin danışanıyla ilgili, yakınları ya da hayatındaki önemli kişiler hakkında nasıl bu kadar doğru içgörülere ulaşabildiğini açıklayamıyor. Bu hâlâ gizemli bir konudur. Ancak bu durum, duygusal-figüratif terapi (DOT), Gestalt terapisi, psikodrama, aile yeniden yapılanması, aile ve yapısal dizilim gibi yöntemlerle çalışanlar için gayet tanıdık bir olgudur. Bu teknikleri uygulayan herkes, neredeyse istisnasız şekilde, danışanla ilgili bilgiye başkalarının duyguları, beden hareketleri ya da rol oynayan kişiler üzerinden ulaşılabileceğini deneyimlemiştir.

Bazı dizimlerde temsilcinin, danışanın daha önce söylediği kelimeleri tekrar ettiği, hatta onun yaşadığı fiziksel belirtileri hissettiği gözlemlenmiştir. Bir takımyıldız diziliminde bir temsilcinin, daha önce hiç bilinmeyen bir kardeşten ya da babanın başka bir çocuğundan bahsetmesi ve bu durumun sonradan doğrulanması oldukça sık karşılaşılan bir olaydır. Bunun neden işe yaradığını bilimsel olarak açıklamak oldukça zordur. Hatta bazı bilim insanları bu tür olayları tamamen reddeder. Ancak aile dizimleriyle çalışan terapistlerin çoğu, bu olayların transpersonal – yani kişiyi aşan – süreçler olduğunu kabul eder.

Sistemik bir dizilimde neler olup bittiğini, rastgele seçilmiş ve birbirini tanımayan kişilerin nasıl olup da bir aile üyesi gibi hissedip davrandığını açıklamak kolay değildir. Dizimlerin belki de en dikkat çekici yanı, seçilen temsilcilerin bir bireyin yerine geçtiklerinde, gerçekten o kişinin duygularını hissetmeye başlamalarıdır. Hatta bazen o kişide görülen fiziksel belirtileri bile gösterirler. Örneğin epilepsi hastası birinin temsilcisinin nöbet geçirmesi gibi olaylar anlatılır. Bu durum, klasik psikoloji bakış açısıyla açıklanamaz. Hellinger, temsilcilerin takımyıldızlara katıldığında danışanın ruhsal bilgi alanından bilgi aldığını söyler. Bu alana “aile ruhu” ya da “bilen ruh” adını verir. Bu derin bilgi düzeyi, Rupert Sheldrake’in tanımıyla “morfik alan” ya da “bilgi alanı” olarak da bilinir. Bazıları buna “bilgelik alanı” ya da “bilgilendirme alanı” der, çünkü hem sistemin şeklini hem de iç dinamiklerini ortaya koyar ve aynı zamanda yön verir.

Sistemik dizilimlerde görülen bu bilgi alanı, Afrika yerli halklarının şamanik geleneklerindeki geniş bakış açısıyla benzerlik gösterir. 2003 yılında Almanya Würzburg’da düzenlenen Uluslararası Aile Sistemleri Takımyıldızları Kongresi’nde konuşan Shoshone yerlisi Mason Boring, ilk kez bir dizilim çalışmasına katıldığında “Bu çalışmayı sanki hatırlıyordum, sanki büyükannem de bu yöntemi biliyordu” diye ifade etmiştir. Ona göre aile sistemleri dizimi, “yerli alan” dediği şifalı alanın bir parçasıdır. Yerli topluluklarda bu alanlar dualar ve ritüellerle hazırlanır ve bu alana ataların katılımı davet edilir. Bu ortamda şifa gerçekleşir.

Van Campenhout da şaman ritüelleri ile aile dizilimleri arasında güçlü bir benzerlik olduğunu fark etmiş ve Hellinger’le bu konuda yazışmalar yapmıştır. “Ruhun Görüntüleri: Şaman Ritüelleri ve Aile Dizimlerinde Ruh Çalışması” (2001) adlı kitabında, hem şamanik geleneklerin hem de sistemik dizilimlerin dayandığı ruhsal ilkeleri detaylı şekilde açıklamıştır.

Öğreti Temeli: Aile Dizimlerinde Sevginin Düzenleri

Bert Hellinger, insan sistemlerini yöneten kurallara “Sevginin Düzenleri” adını vermiştir. Ona göre düzen, sevgiden önce gelir. Tıpkı bir nehir yatağı gibi; su ancak o yatakta akabilir. Sevgi de ancak doğru düzen içinde gelişebilir.

İnsan sistemlerinde üç temel yasa vardır:

  1. Aidiyet (Bağlılık):
    Her bireyin aile sistemine dâhil olma hakkı vardır. Bu hak doğuştan gelir ve tartışılamaz. Kimin ne zaman doğduğu veya hamileliğin gerçekleştiği bile bu hakkı belirler. Ölüm bile bu aidiyeti ortadan kaldıramaz. Eğer dışlanan bir aile üyesi varsa, ona duyulan sadakat sistemdeki dengeyi yeniden sağlar.
  2. Düzen (Sıra):
    Sistemde bir hiyerarşi ve sıra vardır. Önce gelenler her zaman sonra gelenlerden önce gelir. Anne ve baba çocuklardan önce gelir. İlk doğan, ikinci doğandan önce gelir. Hatta artık hayatınızda olmayan ilk eş bile sistemde ilk sıradaki yerini korur. Ailedeki bu sıra bozulursa, bu bozulma sonraki bireyler üzerinde etkisini gösterir. Bedenimiz ve ruh halimiz bu dengesizlikleri taşır.
  3. Verme-Alma Dengesi:
    İlişkiler, alma ve verme arasındaki dengeyle ayakta kalır. Bu alışveriş adil olduğunda ilişkiler sağlıklı olur. Ancak ebeveyn-çocuk ilişkisi bu dengenin dışında tutulur. Anne ve baba verir, çocuk alır. Çocuklar bu hayat borcunu anne babaya geri ödeyemez. Bunun yerine kendi çocuklarına hayat vererek ya da dünyada iyi şeyler yaparak bu dengeyi sağlar.

Aile Sistemindeki Denge İhtiyacı Nereden Geliyor?

Aile bağları, hem türün hem de bireyin hayatta kalması için hayati önemdedir. Eğer aile içinde bir bağ bozulmuş ya da kopmuşsa, bu durum sistemin hafızasında iz bırakır. Bu iz, nesiller boyunca aktarılır. Ve nesiller sonra bir torun, bu kopukluğu farkında olmadan taşımaya başlar. Bu bilinçsiz bir sadakattir. Yeni nesil, atalarının acılarını telafi etmeye çalışır.

Bu yükler bazen fiziksel hastalık, bazen depresyon, bazen de hayatın içindeki tekrar eden sorunlar şeklinde kendini gösterir. Farkında olmadan geçmişin yüklerini taşırız. Aile sistemi, geçmişteki dengesizlikleri düzeltmek için torunlara görev verir. Bu, tıpkı genetik aktarım gibidir; bilinçsizdir ama etkilidir.

Hellinger’in yöntemi, bu bilinçsiz aktarımı açığa çıkarmayı ve düzeni yeniden kurmayı amaçlar. Örneğin bir oğulun büyükbabasından taşıdığı acılar, aile dizimleriyle fark edilip şifalanabilir. Bu sayede yalnızca bireysel değil, nesiller boyu süren zincirler de çözülmeye başlar.

Dizim çalışmaları sayesinde çatışmaların kökeni görülebilir, sistemin enerji haritası açığa çıkarılabilir. Akaşik kayıtlar gibi kavramlar da bu süreçte destekleyici olabilir. Bu sayede terapötik çalışmalar daha derin, daha etkili hale gelir.

Bert Hellinger’in Öğretisinin Gelişim Süreci – Beş Aşamada Aile Dizimi Yaklaşımı

Bert ve Sophie Hellinger’in geliştirdiği Aile Dizimi yaklaşımı zaman içinde beş temel aşamadan geçerek şekillendi. Bu aşamaların her biri, insan davranışlarına ve aile ilişkilerine dair yepyeni bakış açıları sundu.

  • Aşama: Klasik Aile Dizimi (1980–2002)

Klasik Aile Dizimi yöntemi birçok insana fayda sağlamış ve psikoterapistlerin uygulamalarını derinleştirmiştir. Bu yaklaşım grup terapilerinde uygulanır. Gruba katılan kişiler arasında danışanlar, onların yerlerine geçecek “temsilciler” ve gözlemciler bulunur. Danışan, yaşadığı sorunları – örneğin ekonomik problemler, partnerle veya aile bireyleriyle ilişkiler, fiziksel ya da ruhsal sağlık sorunları – terapistle paylaşır.

Terapist öncelikle danışanın ailesinde geçmişte yaşanmış travmatik olayları sorgular ve hangi aile bireylerinin temsil edileceğine karar verir. Danışan, temsilcileri izleyiciler arasından seçer ve onları sezgisel bir şekilde belirli pozisyonlara yerleştirir.

Daha sonra temsilciler, yerleştirildikleri pozisyonlarda hissettikleri duyguları ifade eder. Bu süreçte Bert Hellinger’in “fenomenolojik yöntem” adını verdiği doğal bir yönlendirme başlar. Temsilciler, gerçek aile bireyleri gibi davranmaya başlar ve içsel olarak algıladıkları duyguları dile getirirler. Böylece aile sisteminde gizli kalmış bağlar, sırlar, kurallar ve bu kuralların ihlalleri ortaya çıkmaya başlar.

Bu süreç sırasında, eksik bir kişi hissedildiğinde yeni temsilciler eklenir. Örneğin herkes aynı yöne bakıyorsa, bu durum ailede dışlanmış bir kişiye işaret eder. Pek çok ailevi sorun, bir bireyin dışlanmasından kaynaklanabilir – örneğin bir çocuğun başka bir aileye verilmesi ya da birinin aileden gizlenmesi gibi.

Terapistin rehberliğinde temsilciler daha rahat pozisyonlara geçer ve sistem içinde sevgi, kayıp, acı gibi duygular da temsil edilerek sistemin derinlikleri açığa çıkarılır. Tüm bu sürecin sonunda ortaya çıkan “iyileştirici görüntü”, danışan için içsel bir rahatlama yaratır ve çözümün temel adımı olur.

Bu yöntem yalnızca klasik terapide değil; hastanelerde, cezaevlerinde ve eğitim kurumlarında da etkili olabilir. Ancak Bert Hellinger’in bazı açıklamaları zaman zaman eleştirildi. Örneğin, “Bir dizim yaparım, sonra danışanla ilgilenmem” ifadesi bazı kesimlerin tepkisini çekti. Hellinger’e göre, gerçek ortaya çıktığında kişi zaten sistem içinde doğru yerine geçer. O, kişinin sürekli geçmişi kurcalamasının onu tekrar kurban pozisyonuna düşürebileceğini savunuyordu. Ona göre, sürekli kendini kurban gibi gören kişiler aslında değişimi istemez. Bu nedenle yıllarca terapi alıp değişim göremeyen danışanlara da eleştirel yaklaşırdı.

  • Aşama: Ruhun Hareketleri (2002–2006)

Bu dönemde Bert ve Sophie Hellinger, “Ruhun Hareketleri” (Movements of the Soul) yaklaşımına odaklandılar. Bu yöntemde temsilcilerin duygularına daha az odaklanılırken, onların içsel ve kendiliğinden gelen hareketleri izlenmeye başlandı. Sorular azaldıkça, temsilciler daha derin bir şekilde yönlendirilmeye başlandı. Bu süreçte temsilciler danışan hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip olmadan sadece içsel hareketlerine teslim oldular.

Bu yaklaşım klasik aile dizimini aşarak, çözüm arayışının ötesine geçti. Artık konstelasyonlar belirli bir hedefe ulaşmak için değil, sadece ortaya çıkan hareketlere tanıklık etmek için yapılıyordu. Duygulara ya da geçmiş hikâyelere fazla yer verilmedi. Her şey içten gelen harekete bırakıldı.

Bu süreçte temsilciler, sanki görünmeyen bir güç tarafından yönlendiriliyormuş gibi hareket ediyorlardı. Kendilerini adeta bir aracı gibi hissediyorlardı. Takımyıldız kolaylaştırıcısı da aynı şekilde süreci yönlendiren bu güce kendini bırakıyordu.

  • Aşama: Ruhsal Aile Dizimi (2006–2016)

Bu dönemde “Ruhun Hareketleri” daha da gelişerek “Ruhsal Aile Dizimi” adını aldı. Bu yaklaşım sadece aile ilişkileriyle sınırlı kalmayıp, kişinin hayatındaki diğer bağlantılara da uygulanabilir hale geldi. Burada kolaylaştırıcı danışandan çok az bilgi alır ve kendi içsel sezgisiyle temsilcileri seçer.

Temsilcilerden zihinlerini boşaltmaları, içsel hareketin onları yönlendirmesini beklemeleri istenir. Bu hareketler oldukça yavaş ve derin olur. Kolaylaştırıcı genellikle sürece müdahale etmez, sadece eksik olan temsilcileri sezgisel olarak ekler. Bu tür dizimlerde süreç bazen “yarım kalmış” gibi görünse de aslında uzun vadede etkisini gösterir.

  • Aşama: Orijinal Hellinger® Aile Dizimi (2017’den Günümüze)

2017’den itibaren yalnızca “Orijinal Hellinger® Aile Dizimi” yöntemi uygulanmaktadır. Bu yaklaşım özellikle Sophie Hellinger tarafından geliştirilmiştir ve sadece HellingerSchule’de öğretilmektedir.

Bu yöntemde, sadece aile üyeleri değil; iş arkadaşları gibi diğer sistem üyeleri de temsil edilebilir. Takımyıldız, kişinin hayatındaki başarısızlıkların, hastalıkların, kötü alışkanlıkların veya ölüm arzularının ardındaki nedenleri ortaya çıkarmayı amaçlar. Özellikle ebeveynlerden aktarılan zararlı inanç kalıpları bu süreçte açığa çıkarılır. Bu inançlar kişisel gelişimi engeller ve bireyin gerçek potansiyelini ortaya koymasına mani olur. Orijinal Aile Dizimi sayesinde bu inançlar sorgulanır, dönüştürülür ve serbest bırakılır.

  • Aşama: 2018’den Sonra – Sophie Hellinger’in Tam Yönetimi

2018 yılında Bert Hellinger, 92 yaşında kamu hayatından çekildi ve tüm sorumlulukları eşi Sophie Hellinger’e devretti. Bert Hellinger, 19 Eylül 2019’da evinde huzur içinde yaşamını yitirdi.

Aile Dizimi Terapisi Nasıl Uygulanır?

Aile Dizimi Terapisi, klasik konuşma terapilerinin ötesinde bir yöntem sunar. Süreç sözel anlatımdan çok, temsil edilen duyguların ve ilişkilerin sahneye taşınmasıyla ilerler. Uygulama adımları şunlardır:

  1. Terapist, birbirini tanımayan bir grupla çalışmaya başlar.
  2. Her katılımcı sırayla bir soru ya da konuyla ilgili dizim yaptırır.
  3. Danışan, ailesindeki bireyleri temsil edecek kişileri seçer.
  4. Seçilen temsilciler mekânsal bir düzene yerleştirilir.
  5. Grup sessizce duygularına odaklanır, temsilciler hissettiklerini aktarır.
  6. Terapist, gerekiyorsa yeni temsilciler ekler.
  7. Boşluklar veya dışlanan kişiler tespit edilirse sistem tamamlanır.
  8. Sistem tamamlandıkça grup üyeleri içsel bir rahatlama yaşar.

Bu yöntemle, geçmişteki aile travmaları, bastırılmış duygular ve ilişkisel blokajlar gün yüzüne çıkar. Ayrıca bu süreç, danışanın geçmişteki travmaları affetmesine ve kökleriyle bağ kurmasına yardımcı olur.

Sistemik Aile Dizimi Terapisinin Faydaları:

  • Bastırılmış duyguların serbest bırakılması
  • Toksik davranış kalıplarının anlaşılması
  • Davranışlarda olumlu değişim
  • Daha sağlıklı iletişim becerileri
  • Geçmiş travmaları işleyebilme imkânı
  • Aile yapısının kararlarımız üzerindeki etkisinin fark edilmesi
  • Aile bireyleri arasındaki ilişki dinamiklerinin daha iyi anlaşılması

Aile Dizimi Terapisi, kişilere hem kendilerini hem de aile geçmişlerini daha derinden anlama fırsatı sunar. Bu da kişisel dönüşüm ve şifa sürecinde önemli bir katkı sağlar.

son yazılar

Okumaya devam et

Son 10 Yılın En Güzel Kadınları: Türkiye’den 6 İsim…

Dünyanın en güzel kadınlarını belirleyen prestijli listelerden biri, TC Candler ve Independent Critics tarafından her yıl hazırlanan "Dünyanın En Güzel 100 Yüzü" (The 100 Most Beautiful Faces) listesidir. Halk oylaması ve eleştirmen değerlendirmeleriyle oluşturulan bu liste, özellikle son 10...

Katlanabilir telefonların son modelleri, özellikleri ve fiyatları

Katlanabilir mobil telefonlar, son yıllarda teknolojinin en yenilikçi alanlarından biri haline geldi. Mart 2025 itibarıyla, piyasadaki en son katlanabilir telefon modelleri hakkında güncel ve detaylı bilgi verebilirim. Aşağıda, önde gelen markaların en yeni katlanabilir telefon modellerini, teknik özelliklerini ve...

2025 Emekli Bayram İkramiyesi Zam Tablosu: Artış Oranları

Emeklilere Ramazan Bayramı öncesinde ödenecek bayram ikramiyesine gelecek zamlar merak konusu oldu. Milyonlarca SSK, Bağkurlu ve Emekli Sandığı mensubunun gözü, yeni ikramiye tutarının ne olacağına çevrildi. Geçtiğimiz yıl 3 bin TL olarak yatırılan bayram ikramiyesinin, 2025 Ramazan Bayramı öncesinde...
We use cookies to personalize content and ads, to provide social media features and to analyse our traffic. We also share information about your use of our site with our social media, advertising and analytics partners. View more
Cookies settings
Accept
Privacy & Cookie policy
Privacy & Cookies policy
Cookie name Active
Introduction: Welcome to AnimaTuran.com. We are committed to protecting your privacy and ensuring the security of your personal data. This Privacy & Cookie Policy explains how we collect, use, disclose, and safeguard your information when you visit our website. Information We Collect: We may collect and process the following types of personal information:
  • Personal Identifiable Information (PII): Name, email address, contact details, and other information you voluntarily provide.
  • Usage Data: IP address, browser type, pages visited, and time spent on our website.
  • Cookies and Tracking Technologies: Information collected through cookies, web beacons, and similar tracking technologies.
How We Use Your Information: We use the information collected to:
  • Provide, operate, and maintain our website.
  • Improve user experience and content personalization.
  • Communicate with you regarding news, updates, and promotions.
  • Analyze site performance and monitor trends.
  • Comply with legal obligations.
Cookies and Tracking Technologies: We use cookies and similar tracking technologies to enhance your browsing experience. These include:
  • Essential Cookies: Necessary for website functionality.
  • Analytics Cookies: Help us understand how users interact with our site.
  • Advertising Cookies: Used to deliver targeted ads.
You can manage your cookie preferences through your browser settings. Sharing of Information: We do not sell or rent your personal data. However, we may share information with:
  • Service Providers: Third parties who assist in website operations (e.g., analytics, hosting).
  • Legal Authorities: When required to comply with legal obligations.
  • Advertising Partners: For delivering relevant ads.
  1. Data Security We implement appropriate security measures to protect your personal data from unauthorized access, alteration, disclosure, or destruction.
Your Rights: You have the right to:
  • Access, update, or delete your personal information.
  • Opt-out of certain data processing activities.
  • Withdraw consent where applicable.
Third-Party Links: Our website may contain links to third-party websites. We are not responsible for their privacy practices and encourage you to review their policies. Changes to This Policy: We may update this policy periodically. Any changes will be posted on this page with an updated effective date.
Save settings
Cookies settings